Dolar 17 TL olur mu? Dolar 17 liraya çıkacak mı? 17 Aralık güncel döviz kurları

Dolar 17 TL olur mu? Dolar 17 liraya çıkacak mı? 17 Aralık güncel döviz kurları Dolar 17 olur mu? Son günlerde Dolar'ın üst üste rekor tazelemesi üzerine vatandaşlar Dolar 17 TL olur mu? sorusuna yanıt arıyor. Son dönemde özellikle Merkez Bankası faiz kararlarının etkili olduğu döviz kurunda zaman zaman Dolar kuru inişli çıkışlı bir grafik sergiliyor. Peki, Dolar yükselmeye devam eder mi? Dolar 17 TL olur mu? Dolar ne kadar? Dolar neden yükseliyor? Dolar yorum, grafiği ve geleceği!

haber Merkezi
haber Merkezi Tüm Haberleri

23 Eylül'deki Merkez Bankası Para Politikası Kurulu sonrası faizler indirilmiş ve o tarihte bu yana olan iki toplantıda faiz indirimi devam etmiş ve son olarak yüzde 16'ya çekilmişti. Bu kararlar sonrası dolar ve euro da rekor sıçramalar yaşandı, tepeden tırnağa her şey zamlandı. Ekonomist Evren Devrim Zelyut da bu politikayı eleştirenlerden. Ve son olarak Zelyut, Türkiye ekonomisiyle ilgili iğrenç, korkunç bir planı duyurdu ve bu önlenemediği takdirde doların 17 lirayı bulacağını söyledi.

DOLAR 17 TL OLUR MU?

İşte bu konudaki açıklamaları:

Türk ekonomisi hakkında yapılan çok iğrenç bir planı açıklayacağım. Bu plan tutarsa dolar kuru ilk önce 15.5 liraya daha sonra da belki  17 liraya kadar yelken açacak. Dolayısıyla biz eğer bu sorun, bu konu hakkında kumpasın farkında olursak, bu planı o kadar rahatlıkla bozabiliriz. 

Nedir bu plan?

Uzun zamandır medyada, basın çevresinde, iktisadı çevrelerde iş çevrelerinde fısıldanan bir konu var. Bu konu da Türkiye'nin Avrasya'da yeni bir Çin olacağına dair. Şimdi sadece ucuz işgücüyle Çin olunsaydı eğer, Afrika'daki bütün ülkeler Çin gibi olurdu. Ama bu iş ucuz iş gücüyle olmaz. Neden olmayacağını hem Türkiye hem de Çin'i karşılaştırdığınız zaman göreceksiniz.

Dolar ve Euro patladı, kredi kartında yeni dönem başlıyor. Beyaz eşya, mobilya, TV alacak olanlar, evlilik yapacak olanlar dikkat! TESK Başkanı Palandöken'den talep geldi, kredi kartında taksit sayısı artabilirEkonomi


Ve bir de zihinleri bulandıran başka bir konu var. Güya biz şu anda iktisadi kurtuluş savaşı veriyormuşuz. Bir yeni ekonomi politikamız varmış, acı reçete içecekmişiz. Ve bu acı reçete sonucunda Çin gibi kuvvetli bir ülke olacakmışız. Bu yalanı ortaya çıkarmak için Çin, nasıl Çin oldu ona bakmak lazım... Bu ülkeyi Çin yapamazsınız. 

Çin devamlı reformlar yaparak tıkanmanın önünü açtı. Biz şimdi acı reçete içip güzel günlere çıkacağız değil mi? Bizim sorunumuz nerede? Tarımda değil mi? Tarım ölmüş durumda. Ekili arazilerin oranı sürekli düşüyor. Ekonomide hangi reformu yapıp da tarımda üretimi artıracaksınız? Türkiye'de üreticiler ile tüketiciler arasında ağalar. var. Bir liraya üretilen ürün 10 liraya tüketiciye geliyor. Aradaki aracı yüzünden. Sanayide hangi reformlar yapıldı da düze çıkacağız. 

Eğitim reformu yok. Acı reçeteyi iç, 1.5 yıl sonra Türkiye düzelecek, Çin gibi olacak diyorsan kusura bakma Çin, eğitim, sanayi, tarımda deli gibi reform yapmış. O yüzden Çin olmuş. Sen bunları yapmadan acı reçeteyi iç diyorsan bu oyalamak demektir. 

Tarımda ve sanayide reform yapılmadığı için enflasyon 2022'de yüzde 30'a çıkacak. Bakın dolar kuru 12 liraya oturdu. 12 liranın yüzde 30'un aldığınız zaman 3.5 lira yapar. Demek ki 2022'de 12+3.5 topladığınız zaman 15.5 liralık bir dolar kuru ortaya çıkar. Ve bir de ABD faiz artırırsa 17 liraya kadar gider kur. En büyük korkum bu. Bizim 2022'de 15 lira ile 17 arasında değişmeyecek bir kaderimiz var, dolar kurumuz var. Bundan nasıl çıkacağız. tabi ki reformla.

Dolar ve euro yumurtayı da patlattı. Üreticiler 2 lira için uyarmıştı. Yumurtanın fiyatı 2 liraya yaklaştı. Yumurta üreticileri de süt gibi devletten destek istiyorEkonomi
Evren Devrim Zelyut bugünkü köşesinde de bununla ilgili gerekçelerini yazdı ve şöyle açıkladı:

Türk halkını köleleştirme planı!

Ülkemizdeki bazı sivri akıllılar AKP'nin son ekonomi politikasını Mao'nun Çin'de yaptıklarına benzetiyorlar. Mao büyük iktisadi ve siyasi güç yaratmış ama Çin halkına acı bir reçete uygulayarak büyük bedeller ödetmişti. Şimdi güya Erdoğan da aynı şekilde büyük Türkiye için halka acı bir reçete sunuyor ve ulusal kurtuluş savaşı başlatıyormuş! İşte bu tam bir palavra!

Haydi yalanı ortaya çıkaralım; önce Mao, Çin'de ne yapmış kısaca ona bakalım:

1949-1958 Birinci Kalkınma Planı ile Çin savaş sonrası yıkıntılarını temizlemek için yola çıkar. O zamanlar Sovyetlerin planlı ekonomilerinin başarısı dünyayı sarmıştır. Çin de 1953 yılında ilk beş yıllık planını yapar. Ülkeye Rus uzmanlar dolar, Çinli öğrenciler Rusya'da başta mühendislik olmak üzere eğitime başlar. Çin ekonomisi alt yapıyı tamir eder ve ağır sanayiyi adeta bir takıntı haline getirir. Bu dönemde tarımda kooperatifleşme başlar, 6000 Sovyet danışman ülkede faaliyet gösterir. Enflasyon üretimle birlikte düşmeye başlar.

1958-1962 Yüz Çiçek Dönemi ile Mao, özgürlükçü bir düşünce ortamının feodal yapıdan komünist döneme geçerken gerekli olduğunu düşünür. 1957 yılının Şubat ayında 'İnsanlar Arasındaki Ayrılıkların Doğru Ele Alınması' isimli konuşmasında "Yüz çiçek açsın ve yüz düşünce okulu çekişsin politikasını yürütmek Marksist ideolojiyi zayıflatmayacak, güçlendirecektir." demiştir.

Ancak hükümete eleştiriler o kadar artar ki 800.000 civarı entelektüel işinden edilir, çalışma kamplarına sürgüne gönderilir.

1958 İkinci Kalkınma Planı ile tarımda büyük işler yapılır, özel tarım üretimi yasaklanır. Toplum devlet tarafından komünler şeklinde organize edilir. 20 ile 100 bin kişiden oluşan 24 bin komün meydana gelir. Komünler ürettikleri tarım, demir, çelik ürünlerinden onları hayatta tutacak kadarını alır gerisini devlete verirlerdi.

Mao ağır sanayide 15 yıl içinde İngiltere'yi yakalamayı kafasına koyar. Halkı komün denilen gruplarda çalıştırır. Ancak 1959-1962 arasındaki kuraklıkla beraber tarımdaki komünler açlıktan kırılmaya başlar. 1958-1961 yılları arasında araştırmacılar 16-30 milyon Çinlinin hayatını kaybettiğini hesaplamaktadır. Köylünün yiyecek alması kapatılan serbest pazarlar nedeni ile engellenmiş büyük trajediler çıkmıştır.

Ev sahipleri, kiracılar dikkat! Konut almak isteyenlere uyarı. Dolar ve euro patladı ev fiyatları için korkutan bir uyarı geldi. Emlakjet CEO’su 'ev almanın zamanı mı?' sorusunu cevapladı. Ev fiyatlarında rekor yükseliş bekleniyorEkonomi


1966 Kültür Devrimi ve 3. Beş Yıllık Plan Çin halkına ağır bedeller ödemiştir. Mao devrimi ayakta tutmak, bürokrasiyi önlemek için yeni bir hareket başlatır. Kızıl Muhafızlar büyük terör yaratır ve üretim iç istikrarsızlıkla düşer. Lakin sektörler bazında geçmişe göre büyük artışlar yaşanır.

1971-1978 4. ve 5. Beş Yıllık Planlar döneminde, özellikle 1976 yılında Mao'nun ölümünden sonra Çin'de büyük değişimler görülür. Deng Xiaoping'in başkan olması ile tıkanan ekonomiyi daha da büyütmek için Çin ekonomisi yavaş yavaş serbest piyasa ekonomisine geçmeye başlar. Bu stratejilerini "Kafesteki Kuş" olarak özetlerler. Kuş piyasa ekonomisidir. Kafes ise Çin devletinin çizdiği sınırlardır. Kuş o kafeste istediği kadar uçabilir.

Türkiye'de an itibari ile söylenen kalkınma modelinin halkı refaha götürmeyeceğini, AKP'ye de bu aklı verenlerin Mao'yu çok iyi tanıyan insanlar olduğunu söyleyebiliriz.

Refah neden Türkiye'ye gelmeyecek? Çünkü Türkiye'nin tarımdaki çökmüş modelini değiştirecek bir tane dahi reform yoktur. Türkiye'de çiftçi sayısı 2017 yılında 2,1 milyonken şimdi 547 bin civarındadır. Ekili biçili arazi sayısı 23 milyon hektardan son 15 yılda 19 milyon hektara düşmüştür. Çiftçi üretimi modern tekniklerle değil 30/40 yıl önceki yöntemlerle yapmaktadır. Mamuller aracılar tarafından yağmalanmakta, ne üretici ne tüketici mutlu olmaktadır.

Sanayi dışa bağlı üretim modeli ile çalışmış, rezervler suyunu çekmiş, üretim durmuştur. İhracatta gerçekten para kazandıran, ülkeyi büyütecek yüksek teknoloji içeren ürünlerin payı %3 civarıdır. Türk sanayisinin dış girdi bağını kırmak, yüksek teknoloji üretmek için bir tane dahi reform yapılmamıştır. Oysa 1976 yılı sonrasında Çin'i bir dev haline getiren reformlardan bazıları bakın şunlardır:

*1979 yılında Çin ve Yabancı Sermaye Ortak Girişimler Yasası,

*1983 yılında Ticarî Markalar Yasası,

*1985 yılında Patent Yasası yine aynı yıl Yabancılarla Ekonomik Sözleşmeler Yasası yürürlüğe girmiştir.

*1986 yılında Yabancıların Mülkiyetindeki İşletmeler Yasası yapılmıştır. Bu liste sayfalarca devam etmektedir.

ÇKP'nin yani Çin Komünist Partisi'nin her toplantısı reformlar doğurur. Bu reformlar ise yaşama geçer. Çin bu nedenle büyük bir devlettir.

Hile nerede sorunuzu daha iyi cevaplayayım mı? Şimdi Türkiye'de bazıları Lira'nın çakılan değeri ile ihracatın artacağını söylüyor. Ama bu gafiller üretimle ithalatın da arttığından habersiz ya da sessiz kalıyorlar. Lira'nın çakılan değeri ile oluşan enflasyonun halkı ezmesi umurlarında değil. Dışarıya satılan ürünler ise para getirmeyen düşük teknoloji içeriyor.

Türk halkı özellikle orta gelir grubu alt gelire dönüşürken, sefaletin içindeki halka sadece ekmek vererek, Mao'nun komünlerinde yaptığı gibi güya ucuz işgücünün Türkiye'yi kalkındıracağı yalanını atıyorlar.

Mao toplumu komünlere bölüp eline bir ekmek verdi ve ölesiye çalıştırdı. Ancak Türk orta gelir grubunu köle yapmak, ucuz işgücü haline getirmek, sonra da bu yöntemle Türkiye kalkınacak demek sizce halka ihanet değil midir? Çünkü AKP'nin bu modeli gelecekte de Türkiye'yi Almanya, Çin, Amerika yapmaktan uzak bir sistemdir.

Bakın bu konuyu daha da açayım, hadi diyelim ki bizler kendimizi feda ettik? Ama Mao halka sadece bir ekmek verirken binlerce reform gibi karar da almıştı. Eğitim sistemi şaha kalkmış. Sanayisi büyümüştü. Türkiye'de eğitim sistem ne durumda? Sanayi ve tarımda hangi reformlar yapıldı da gelecek bizler için daha iyi olacak?

Olan biten şudur: AKP beceriksiz ve sefalet yaratan politikasına umutsuzca kılıf aramaktadır. Milyonlarca Türk insanını sefalete sokarak devrim ya da kurtuluş savaşı verilemez çünkü bu savaşın yan unsurları ortada yok!

Mustafa Kemal askerî kurtuluş savaşını verirken orduyu dağların tepesinde, soğukta uyuyarak yönetti. Kurtuluş savaşını verdiğini iddia eden lider Saray'da uçaklar ve makam arabaları içinde, savurganlık yaparak bu işi yapamaz.

Anlatılan her şey koca bir yalan. Başka bir şey değil.

ABD'de enflasyonun son 31 yılın en yüksek seviyesine çıkması, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığına Jerome Powell'ın yeniden aday gösterilmesi ve ekonomi yönetiminden güçlü doları destekleyen açıklamaların gelmesiyle dolar endeksinde son dönemde yükselişler görülürken, bu yükseliş diğer para birimlerini de baskılıyor.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını öncesi 15 Mart 2020'de 102,8 değerini gören dolar endeksi, salgına karşı uygulanan kısıtlamaların ekonomik faaliyeti durma noktasına getirmesiyle, geçen yılın sonunda 90 değerine gerilemişti.

Bu yıl, özellikle mayıstan itibaren artış eğiliminde hareket eden dolar endeksi, bu hafta 96,94 ile 6 Temmuz 2020'den beri gördüğü en yüksek seviyeye çıktı. Doların altı ülkenin para birimine karşı değeri ile hesaplanan dolar endeksindeki bu artış, diğer para birimleri üzerinde de baskıya neden oluyor.

Dolar, Fed'in faiz artıracağı beklentileriyle yükseliyor

1973'te oluşturulan dolar endeksi, doların avro, İsviçre frangı, Japon yeni, Kanada doları, İngiliz sterlini ve İsveç kronu karşısındaki değerini ölçmek için kullanılıyor.

Avro, sepetin yüzde 57,6'sını oluştururken, avroyu yüzde 13,6 ile yen izliyor. Sterlin yüzde 11,9, Kanada doları yüzde 9,1, İsveç kronu yüzde 4,2 ve İsviçre frangı yüzde 3,6 ağırlığa sahip bulunuyor.

Doların bu para birimleri karşısında değer kazanması endeksin de yükselişini beraberinde getiriyor. Endeks değerinin düşmesi ise doların küresel ölçekte değer kaybettiğine işaret ediyor.

Uzmanlar, küresel ekonominin toparlanmasının enflasyon endişeleri nedeniyle hala sıkıntıda olduğunu ve bunun da yatırımcıların doları güvenli liman olarak görmesine sebep olduğunu belirtiyor.

Fed'in enflasyon endişesiyle faiz oranlarını beklentilerden önce artırabileceğine yönelik tahminler, ABD Başkanı Joe Biden'ın Fed Başkanlığına Jerome Powell'ı ikinci dönemi için aday gösterme kararı, yüzde 6,2'lik ekim ayı enflasyonu ve ekonomi yönetiminden güçlü doları destekleyen açıklamaların gelmesi de doların diğer para birimleri karşısında değer kazanmasına sebep olan faktörler olarak dikkati çekiyor.

ECB'nin düşük faiz tercihi avroyu aşağı çekiyor

ABD Merkez Bankası'nın varlık alımlarını azaltmaya başlamasına karşın Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) gibi birçok büyük merkez bankasının düşük faiz oranları, avro başta olmak üzere diğer büyük para birimlerini aşağı çekiyor.

ABD ekonomi yönetiminden "tahvil alımlarına ve faiz artırımına" ilişkin açıklamaların gelmesi, dolar endeksindeki yükselişin önümüzdeki dönemde de devam edeceğine dair işaretler olarak görülüyor.

HSBC, Citibank, Commerzbank ve JPMorgan Chase gibi bankalar şimdiden doların değer kazanmaya devam edeceğini öngörüyor.

Commerzbank analistleri, dolar endeksinin yakın vadede 99,50 seviyesine ulaşmasını ve uzun vadede Fed ekonominin yeterince ısındığını değerlendirerek faizleri yükselttiğinde 100 seviyesinin üzerine çıkacağını tahmin ediyor.

Öte yandan Uluslararası Para Fonu (IMF) verileri, doların küresel rezerv para pastasından aldığı payın geçen yılın son çeyreğinde yüzde 59'a gerileyerek son 25 yılın en düşük seviyesine gerilediğini ortaya koyuyor.

Dolara bağlı tüm varlıkların değeri de yükseliyor

Doların değeri yükseldiğinde, ABD şirketlerinin hisse senetleri ve hazine tahvilleri dahil dolara bağlı tüm varlıkların değeri de yükseliyor.

Ayrıca, ABD dışındaki ekonomiler için ABD'ye mal ihraç eden şirketlerin değerlemelerinde de artış görüyor.

ABD'den mal veya ham madde ithal eden şirketler için ise bunun tersi geçerli oluyor. Aynı miktarda malzeme elde etmek için daha fazla harcamak zorunda kalan şirketler için değerlemeler düşüyor.

Öte yandan daha güçlü bir dolar, aynı zamanda yabancı kurumsal yatırımcıların kur bazında azalan getirilerden dolayı gelişmekte olan piyasalara yatırım yapmaya daha az ilgi göstermelerine neden oluyor.

Avronun bu yılki değer kaybı yüzde 8'i aştı

Avro/dolar paritesi, hazirandan itibaren içinde bulunduğu düşüş trendi ile yılbaşından bu yana yüzde 8'in üzerinde değer kaybetti. Bu hafta 1,1186 ile Temmuz 2020'den beri en düşük seviyeyi gören avro/dolar paritesi, 1,12'nin hemen üzerinde dengelenme çabasında.

Avrupa'da Kovid-19 salgınına yönelik endişeler artarken, Avusturya'da 20 günlük sokağa çıkma kısıtlaması ve Almanya'da sert önlemlere gidilmesi avroyu dolar karşısında baskılıyor.

Uzmanlar, Fed'e ilişkin beklentilerin yanı sıra Avrupa Birliği ile ilgili jeopolitik sorunlar, Kovid-19 salgınında artan vaka sayıları, Çin ekonomisindeki yavaşlama ve küresel tedarik zinciri sorunlarının Avrupa'ya ABD'den daha fazla zarar verdiğini vurguluyor.

Japon yeni ve Güney Kore wonu da dolara karşı kayıpta

Güvenli limanlardan Japon yeninin de dolara karşı değer kaybetmesi dikkati çekiyor. Dolar/yen paritesi psikolojik 115 seviyesinin üzerine çıkarken, böylece yen dolar karşısında Mart 2017'den bu yana en düşük seviyesine geriledi.

Arjantin pesosu da dolar karşısında yılbaşından bu yana yaklaşık yüzde 20 değer kaybederken, dolar/peso paritesi 100 seviyesinin üzerine çıktı.

Türk lirası da yıl başından beri dolara karşı yüzde 60'dan fazla değer kaybetti. Dolar karşısında değer kaybeden diğer bir para birimleri arasında Polonya zlotisi de dikkati çekti. Bu yılın başında 1 dolar 3,72 Polonya zlotisine denk gelirken, dün 4,20 seviyesinden işlem geçti. Böylece zlotinin dolara karşı değer kaybı bu yıl yüzde 13 oldu. Polonya Merkez Bankası Başkanı Adam Glapinski, zlotinin dolar karşısında daha fazla değer kaybetmesinin Polonya ekonomisinin temelleri veya Polonya Merkez Bankası tarafından izlenen para politikası ile tutarlı olmayacağını vurguladı.

Güney Kore wonu, Rumen leyi ve Macar forinti de dolara karşı yılbaşından beri sırasıyla yaklaşık yüzde 10, yüzde 11 ve yüzde 9 değer kaybetti.

# dolar

17 Ara 2021 - 11:26 - Ekonomi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Popüler Ekonomi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Popüler Ekonomi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Popüler Ekonomi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Popüler Ekonomi değil haberi geçen ajanstır.