Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde sektörün en büyükleri bir araya geldi

Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde çok sayıda büyük şirketin yöneticileri açıklamalarda bulundu. Ana konunun sürdürülebilirlik olduğu zirvede Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran hedeflerinin İş Bankası'nı karbon nötr bir kurum haline getirmek olduğunu söyledi. Coca-Cola Türkiye Genel Müdürü Başak Karaca ise geri dönüştürülmüş malzemelerle üretimin gerçekleşmesini önemsediklerini bildirdi. Önemli başlıklar sizlerle...

Ersin Yılmaz
Ersin Yılmaz Tüm Haberleri

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran şu ifadeyi kullandı:

“Karbon nötr olma hedefi veren kurumlar arasındayız. Benim gönlümden geçen Genel Müdürlük dönemim içerisinde İş Bankası'nı karbon nötr bir kurum haline getirebilmektir. Umarım başarırız.”

Vodafone Business’ın ana sponsorluğunda Capital, Ekonomist ve StartUp dergileri tarafından düzenlenen Uludağ Ekonomi Zirvesi kapsamında Sürdürülebilirlik paneli gerçekleştirildi.

Capital, Ekonomist, Start Up Dergileri Yayın Direktörü Sedef Seçkin Büyük’ün moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde konuşan Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, İş Bankası'nın kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün baş öğretmen ilan edildiği bir günde, sürdürülebilirlik panelinde 100’üncü yaşına yaklaşan bir kurumun Genel Müdürü olarak sürdürülebilirlik konuşuyor olmaktan gurur duyduğunu belirtti.

İş Bankası’nın Türkiye'nin siyasi bağımsızlığını perçinlemek, iktisadi bağımsızlığını sağlamak ve iktisadi kalkınmayı aslında katalizör görevi görerek hızlandırmak için kurulduğunu ifade eden Aran, bankanın o günden bu yana iktisadi kalkınmada önemli roller üstlendiğini söyledi.

Aran, insanların hayatta kalabilmek için elindeki tüm kaynakları kullandığını aktardı:

“Sonrasını düşünmek ancak yaşamsal bir tehdit görülmediği zaman mümkün oluyor. O yüzden sürdürülebilirlik konusunu eğer beynimize kazımak istiyorsak o gelecek kuşakların ihtiyaçlarını karşılayabilmesinin de bizim için yaşamsal bir konu olduğunu bilmemiz ve bu farkındalığı yaratmamız gerekiyor.”

Sürdürülebilirlik Politikası’nı yayınladıkları günden beri BIST’in Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer aldıklarını aktaran Aran, şunları kaydetti:

“Bu endekste yer almak demek şu anlama geliyor. Çevresel, sosyal, yönetişim kalitesini gösteren notumuz her yıl hesaplanıyor. Önümüzdeki yıldan itibaren de her çeyrek hesaplanacak.
Yaklaşık 10 kategoride 450’den fazla alanda puanlanıyorsunuz. Böyle bir puanda A plus notuyla değerlendirilip bu endeksin içinde kalabiliyor olmak zaten bu konudaki performansınızı gösteriyor.
6 yıldır bunun başarılmış olması ve bu kategoride en üstte yer alıyor olmanın önemli olduğunu düşünüyorum.
Taahhütkarlık anlamında Birleşmiş Milletler'in sorumlu bankacılık prensiplerini imzalamış durumdayız. Dolayısıyla bu prensiplere uygun hareket ediyoruz.
Kadının güçlenmesi prensipleri inisiyatifinin katılımcısıyız. Karbon saydamlık projesinde iklim raporlamasında gene liderlik kategorisinde yer alıyoruz. Karbon nötr olma hedefi veren kurumlar arasındayız.
Benim gönlümden geçen Genel Müdürlük dönemim içerisinde İş Bankası'nı karbon nötr bir kurum haline getirebilmektir. Umarım başarırız.”

Aran, yenilenebilir enerjilerin finansmanının portföylerindeki payını yüzde 50’nin üzerine çıkarmış durumda olduklarını söyledi.

Finanse edilmeyecek sektörler listelerinin bulunduğuna işaret eden Aran, bu konuda özellikle kömürü girdi olarak kullanan termik santrallerin finansmanında yer almayacaklarını belirtmiş durumda olduklarını, bu listeyi de güncellediklerini dile getirdi.

“Gelir dağılımı adaletsizliğinin azaltılmasında bankalara önemli roller düşüyor”

Hakan Aran, Türkiye’de gelir dağılımında ilk yüzde 20’nin milli gelirden aldığı payın yüzde 47,5’e ulaştığını, en alttaki yüzde 20’nin ise milli gelirden yüzde 8,5 pay aldığını belirtti ve şunları söyledi:

“Bu her yıl ileri mi gidiyor, yoksa bozuluyor mu? Konusuna bakıldığında son 2-3 yıldır bozularak gidiyor. Gelir dağılımı adaletsizliğinin azaltılmasında bankalara önemli roller düşüyor.
Bu konuda adına sorumlu bankacılık, sürdürülebilir bankacılık diyelim ama bu konuda farkındalığın artırılmasının yanında özellikle finansmanın nasıl sağlandığı ve dönüşüm gerçekleştirilirken bu kaynakların hangi şartlarda kullanıldığının önemli olduğunu düşünüyorum.”

Büyüme modelinin değiştirilmesinden bahsedildiğine işaret eden Aran, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tüketime dayalı büyümeden, üretime ve ihracata dayalı bir büyüme modeline geçişin sancılarını hep beraber yaşıyoruz. Burada da Avrupa Birliği'nin koyduğu o sınırda karbon vergisi ihracat yapmak isteyen kurumlarımızın çok hızlı dönüşmesini gerektiriyor.
Bize tanınan süreler içerisinde o dönüşümü yapamazsak bu kadar acıyı çekip ihracatta düşündüğümüz satışları da yapamama riski içindeyiz. Madem bugün bunlara katlanıyoruz. İhracatta da sürdürülebilirliğin ve o büyümenin devamı için mutlaka bu dönüşümün yapılması gerekiyor.
İhracat kredilerimizi bugünün işlerini daha fazlalaştırmak için değil, bu dönüşüm için de kullanmamız gerekiyor ki biz bağlantıları yapıyoruz.”
Aran, sürdürülebilirlik konusunda çelişki içerisinde olunduğuna dikkati çekerek, “Araç kullanmayalım’ diyoruz ama aynı zamanda gün içerisinde bir köşeye giderek yapabileceğimiz market alışverişini de günde on defa getirile götürüle, o sepetle, bu sepetle yapıp o motorlu kuryelerin bilmem kaç kilometre öteden gelmesiyle birlikte sürdürülebilirliği de yaşıyor olabiliyoruz.
Ben bu tarz çelişkilerin farkına vararak her alanda kendi kendimizle de çelişmeyen bir sürdürülebilirlik savunucusu olmamızın önemli olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

“Üretimimizin geri dönüştürülmüş malzemelerden olmasını önemsiyoruz”

Coca-Cola Türkiye Genel Müdürü Başak Karaca ise kadının güçlenmesi, atıksız bir dünya, suyun geri kazanımı ve toplumsal katkının, Coca-Cola olarak en önem verdikleri konular olduğunu belirtti.

Plastik şişelerin aslında çok değerli bir ham madde ve çöp olamayacak kadar da katma değerinin bulunduğunu ifade eden Karaca, şunları kaydetti:

“Bütün ambalajlarımızın geri dönüştürülebilir olması lazım. Biz bunu 2020 yılında sağladık. Yani Coca Cola Türkiye olarak ben şunu diyebilirim ki şu an bizim bütün ambalajlarımız geri dönüştürülebilir.
Siz de bana sorarsınız ki ‘geri dönüştürülebilir de dönüştürebiliyor musunuz?’ İşte orada çok açık ve yüreklilikle söylememiz gerekir ki bunların düzgün bir şekilde toplanması, ekonomiye sağlanması, bunlar da bir paydaş ekosistem işi. 2020’nin başından beri geri dönüşümle ilgili bir ücretlendirme başladı ve biz Çevre Ajansı ve diğer firmalarla, rakibimiz olan firmalarla birlikte bir platform kurduk.
Bununla birlikte de geri dönüşüm çalışmaları bakanlıkla birlikte 2022 yılında başlayacak. 2030 yılına kadar yüzde 50 olarak üretimimizin geri dönüştürülmüş malzemelerden olmasını çok önemsiyoruz. Buna 2022’de Türkiye'de paydaşlarla başlıyor olmak çok heyecan verici.”

Karaca, üretimde kullandıkları sudan daha fazlasını ülkeye kazandırdıklarını vurgulayarak, bunu sürdürülebilir tarım ile gerçekleştirdiklerini dile getirdi.

Konya ve Harran'da iki proje yürüttüklerini anlatan Karaca şunları söyledi:

“Konya'daki projemizle ağaçlardan rüzgar perdeleri yaparak Harran'da değişik sulama ve gece sulaması kullanarak aslında su kaybını engelliyoruz. Bunu da oradaki çiftçilerimizle, oradaki yerel yönetimle yapıyoruz. Bunu ne kadar büyütürsek o kadar daha fazla suyun yok olmasına engel olacağız.”

Kız Kardeşim projesine değinen Karaca, onların ekonomide yer almalarını çok önemsediklerini kaydetti.

“Türkiye, Çin’den kayacak üretim merkezi olabilir”

Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Begümhan Doğan Faralyalı da her işe başlamadan önce sürdürülebilir olarak işin doğru olup olmadığına baktıklarını belirtti.

Faralyalı, 2030 yılına kadar grup olarak karbon nötr olmayı hedeflediklerini aktardı:

“Kullandığımız suyun yüzde 100’ünü doğaya geri kazandırmayı hedefliyoruz. 2025 yılına kadar cinsiyet eşitliğine çok önem veriyoruz. Biliyorsunuz dört kadın olarak Doğan ailesinde, kadın eşitliği, cinsiyet eşitliği, kız çocukları bizim için çok önemli konular.
Bütün şirketlerimizin yönetim kurulunun yüzde 30’unun kadın olmasını ve yönetimde de yüzde 40 olmasını hedefliyoruz.”

Doğan Holding olarak halka açık bir şirket olduklarını anımsatan Faralyalı şu ifadeleri kullandı:

“Halka açık hisselerimizin yüzde 10’unu ESG fonları alsın’ dedik. Bunun için çalışıyoruz. ESG fonlarıyla yakın çalışmak hem bizi denetleme hem de bizim onlardan bakış açısı, yeni olayları öğrenip kendimizi dönüştürmemize sebep olur diye inandığımız için böyle de bir hedef koyduk.”

Faralyalı, teknolojinin gelişmesiyle birlikte küresel ısınmanın belli bir seviyede tutulabileceğine inandığını anlatarak, şirketlerin karbon nötr olmayı yeni bir fırsat penceresi olarak görmesi halinde burada gerçekten yaratılabilecek yeni fırsatlar olduğunu söyledi.

Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyumun şirketlerde hayata geçirilirse bir fark yaratılabileceğini belirten Faralyalı, “Salgın Türkiye’ye başka bir görev tanıdı. Türkiye, Çin’den kayacak üretim merkezi olabilir. İş dünyamız gerçekten çok çevik. Türkiye fırsatlar yaratabilir.” dedi.

Limak Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, arz ve talebin bir an önce dengelenmesini isteyerek, "Çünkü, inşaat sektöründe maliyetler gerçekten artmış durumda. Sadece Türkiye'de de değil, biz 15 ülkede iş yapıyoruz. Yani her yerde kömür arttı, her yerde enerji arttı, her yerde çimento arttı." dedi.

Vodafone Business ana sponsorluğunda düzenlenen Uludağ Ekonomi Zirvesi kapsamında yapılan "2022 Hedef ve Stratejileri" başlıklı panel, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu moderatörlüğünde, Akkök Holding İcra Kurulu Başkanı Ahmet Dördüncü, Doğan Holding Üst Yöneticisi (CEO) Çağlar Göğüş, Limak Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, Pegasus Havayolları Genel Müdürü Mehmet Nane ve Akfen Holding CEO’su Selim Akın'ın katılımıyla gerçekleştirildi.

Burada konuşan Limak Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının iş yapış şekillerini değiştirdiğine değinerek, salgının seyrindeki yavaşlamanın ardından tüm dünyadaki talep artışıyla beraber, imalat ve hizmet sektörünün çok hızlı bir aksiyon içine girdiğini söyledi.

Özdemir, salgın süresince belirsizliklerin arttığını ifade ederek, "Arz ile talep birbirini karşılamıyor. Tüm dünyada, inanılmaz bir talep enflasyonu oldu. İnanılmaz bir maliyet enflasyonu oldu. Dolayısıyla bizim de kendi sektörlerimizde maliyetler arttı." ifadelerini kullandı.

İnşaat sektörünün dijital dönüşüme adeta direnen bir sektör olduğunu ifade eden Özdemir, salgının bu anlamda sektörün dijitalleşmesine katkı sağladığını dile getirdi.

Özdemir, dünya ticaretinde kartların yeniden dağıtıldığını belirtti:

"Dünya yeniden bir düzene alışmaya çalışıyor. Dolayısıyla herkes Çin'le ticaretini gözden geçirirken, Türkiye aslında yeni bir üretim üssü olabilir mi? Ama tabii üretim üssü olmak çok da kolay değil. Çünkü Çin müthiş bir güçle orada.
Dolayısıyla Türkiye aslında üretim gücü olma ihtimalini yeniden değerlendirebilir mi? Bu ekonomideki bütün paydaşların her birlikte değerlendirebileceği bir konu olarak dikkati çekiyor." 

İnşaat sektöründeki çimento, demir ve enerji girdilerindeki fiyat artışı nedeniyle maliyetlerin arttığını anlatan Özdemir, şunları kaydetti:

"Sektörde, işçi bulmakta zorlanıyoruz. İş gücü fiyatlamasının yeniden yapılabileceği bir döneme giriyoruz ki tüm dünya enflasyonu konuşuyor. Bu enflasyon geçici mi, kalıcı mı? Burada dünya ikiye ayrılmış durumda.
Biz de ihtiyatlı optimistler olarak inşallah arz ve talep dengesinin bir an önce, yerini bulmasını istiyoruz. Çünkü, inşaat sektöründe maliyetler gerçekten artmış durumda. Sadece Türkiye'de de değil, biz 15 ülkede iş yapıyoruz.
Yani her yerde kömür arttı, her yerde enerji arttı, her yerde çimento arttı. Dolayısıyla, artışlar şu anda olumsuz olarak tüm dünyada sektöre yansımaya devam ediyor."

Özdemir, 2022'de tüm şirketlerin asimetrik, garip, enflasyonist ortamda ellerindekini korumaya odaklanması gerektiğini ifade etti:

"Bunu sürdürülebilir kılmaya odaklanmalıyız. Evet finansal sonuçlar, finansal başarılar önemli ama aynı zamanda bunu sürdürülebilir kılmamız gerekiyor. Türkiye dünyanın bir parçası. Arkamızı dönemeyiz. Bu büyük rekabet ortamında var olmak için dönüşmemiz de gerekiyor."

"CEO'ların konuştuğu konuların başında enflasyon, tedarik zinciri ve çalışma ortamı geliyor"

Pegasus Havayolları Genel Müdürü Mehmet Nane de salgının ekonomik etkileri bakımından bu yılın geçen yıldan iyi olduğunu, gelecek yılın da bu yıldan çok daha iyi olacağını dile getirdi.

Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği'nin (IATA) salgın süresince hazırladığı raporla salgının sektöre etkisine ışık tuttuğunu belirten Nane şunları söyledi:

"IATA'nın raporlarında bile 2 ay içerisinde ciro kaybı tahmini oranı 10 kat değişti. Bu neyin göstergesi? Bu ciddi bir belirsizliğin göstergesi.
Benzer bir belirsizlik 2021 yılının ortasında nisan, mayıs ayında, özellikle de bu delta varyantının hayatımıza girmesiyle oluştu. Yoksa biz bütçelerimizi yaparken 2021 sonunda, 2019 seviyesini yakalamayı öngörüyorduk sektör olarak."

Nane, Rusya ve İngiltere'nin delta varyantını gerekçe göstererek Türkiye'ye sınırları geç açmasının turizm gelirlerini olumsuz etkilediğini belirtti:

"Halen gelmeye devam etseler de özellikle yüksek yaz sezonunda biz bu misafirleri kaçırdık. Hali hazırda ciddi anlamda turist geliyor ama bu yılı kurtarmaya yetecek mi? Hayır. Bu 2019'la başa baş gelmeye yetecek mi? Hayır. Ancak 2020'den daha iyi olacağımızı söylemek mümkün." 

Dünyada CEO'ların konuştuğu konuların başında enflasyon, tedarik zinciri ve çalışma ortamı geldiğini aktaran Nane, havacılık sektörü özelinde ise sektörün salgındaki gelişmelere çok duyarlı olduğunu söyledi ve özellikle kendi kontrolleri ve yaptıkları işin dışında oluşan gelişmelerin de kendilerini etkileyeceğine vurgu yaptı.

"Ekonomide belirsizlikler olsa da 2022'nin ilk yarısı adına iyimserim"

Akfen Holding CEO’su Selim Akın ise salgının ekonomiye etkilerini makro ve mikro ölçekte değerlendirirken, ön görülemeyen bir dünya ekonomisiyle karşı karşıya olunduğunu söyledi

Akın, Türkiye özelinde ise büyüme rakamlarının gayet kuvvetli ve cari açığın küçülüyor olmasına rağmen, hem kur dalgalanmasının hem de enflasyon baskısının hissedildiği bir döneme girildiğini belirtti.

Akfen Holding olarak 2022 yılında emtia fiyatlarını gün ve gün takip ederek, günlük stratejilerini değiştirebileceklerini aktaran Akın, "Biz birçok farklı sektördeyiz. Bakır madenimiz var, oradaki emtia fiyatlarını takip ediyoruz. Bir yandan petrol fiyatları ne olacak diye ona bakmaya çalışıp, önlemlerini almaya çalışıyoruz. Enerji fiyatlarında işte hem doğal gaz fiyatına bakıyoruz. Hem bir yandan iklim koşullarına bakıyoruz. GYO'da otel yatırımlarımız var. Dolayısıyla böyle günlük kararlar aldığımız, günlük strateji belirlediğimiz bir yıl gibi olacak 2022." ifadelerini kullandı.

Ekonomide belirsizlikler olsa da 2022'in ilk yarısı adına iyimser olduğunu dile getiren Akın, sözlerini şöyle tamamladı:

"Çünkü neden iyimserim? Enerji fiyatlarını konuşuyoruz. Türkiye'nin aslında ne kadar ucuz kaldığı konuşuyoruz. Biz ilk enerji fizibilitemizi yaparken kilowattsaati 10 dolar sentten bakıyorduk.
Şu anda daha yeni 7 dolar sente daha yeni geldik. Aradan 12 sene geçti. Yani dolayısıyla biz ucuz kaldık. Türkiye aslında yabancı yatırımcı için hem yatırım fırsatlarının çok olduğu, hem de çok ucuz olduğu bir ülke.
BBVA'nın Garanti'de yapacağı geri alım programı bunun en büyük örneği. Bu Türkiye'nin ne kadar ucuz kaldığını, ne kadar aslında geleceğinin parlak olduğunu ve ne kadar önem verildiğinin çok önemli bir örneğiydi. Dolayısıyla ben sermaye piyasalarında hem ucuz olduğumuzu hem de çok fırsat olduğuna inanıyorum."

24 Kas 2021 - 15:56 İstanbul- Ekonomi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Popüler Ekonomi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Popüler Ekonomi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Popüler Ekonomi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Popüler Ekonomi değil haberi geçen ajanstır.